Page 6 - EQ 77.Sayısı
P. 6

ANADOLU’YU TASAVVUF IŞIĞINDA BİLMEK


                                                       TÜRKOlOg
                             Ali CAnip Olgunlu






                        Kendi deyişiyle Halikarnas Balıkçısı’nın, Mavi Hümanizma akımının son temsilcisi, Ali Canip
                      Olgunlu. Anadolu’ya duyduğu aşkı tasavvuf hakkındaki derin bilgileriyle zenginleştirerek dersler
                      veriyor, kitaplar yazıyor; Anadolu kültür tarihçiliğinin ancak yerinde yapılacağını savunarak köşe
                       bucak geziyor, turlar yapıyor. Fikirlerini, bilgilerini öylesine yaşanmışlık süzgecinden geçirerek
                                aktarıyor ki, zamanın nasıl geçtiğini bilmeyerek hayranlıkla dinliyorsunuz.



            Sizi tasavvuf ve Anadolu kültür tarihi konusunda yazdığınız, bü-  arasında… Birini öğrenip bilip diğerini bilmemek olmaz. Kültürel
            yük bir zevkle okunan kitaplarınızdan ve katılımcıların son dere-  derinlik olmayınca “ben ve biz”den haberiniz olmaz. Derinleşince
            ce ilgiyle takip ettiği derslerinizden, Anadolu turlarından tanıyo-  bencil olmayan  bir şekilde “ben” deriz. “Sen”in de  “ben” içine
            ruz. Türkiye’nin dört bir köşesini çok iyi bilen, değerlendiren bir   dahil olduğunu biliriz, “biz” diyebiliriz. 12.000 yıllık Anadolu kültür
            gezginsiniz. Anadolu kültür tarihine bu merak nasıl başladı, nasıl   tarihinde derinleşince “biz” demeyi bilmek çok önemli. Her şey
            gelişti?                                                aşk aslında. “Aşk” derinleştirir. Kazancımız “kucaklamak” olur. Irk-
                                                                    sal, mezhepsel, dinsel farklılıklar teferruattan başka hiçbir şey
            Belki biraz ruh hali, diyelim. İç dünyamda çok dolaştım. Dış dün-  olmaz. Aşktan şunu öğrendim: İnsan, insanın kıblesidir.
            yadaki seyahatlere köken teşkil etti, bu. Edebiyat ve şiirle de çok
    4       ilgiliyim. Ta çocukluk döneminde, neye ilgim var, biliyordum.   Sadece bilginizle değil, yaşamın içinden gelen, akademik sertlik-
            Önce kendini bil, bul, kendini gör, neticede de kendini geliştir.   ten uzak anlatma üslubunuzla da hayranlıkla dinleniyor, okunu-
            Öğrenmeye ve bilmeye tutkuluydum.                       yorsunuz?

            Aileniz bu merakınızı destekledi mi?                    Hazreti Mevlana der ki: Duyarsan unutursun, görürsen hatırlarsın
                                                                    ama sadece yaşarsan bilirsin. Yaşayarak anlatıyorum ve yazıyo-
            Aslında babamla çatışma yaşadım. İşletmeci olmamı arzu ediyor-  rum. Neden üniversitede ders vermediğimi soranlar oluyor, aka-
            du. Eğitimde ailenin en başarılısı bendim… Ama özgürlük şart. İlgi   demik tarz bana göre değil, yaşar gibi yazıyorum. Yaklaşık 5000
            alanlarım belliydi, vazgeçmedim. Onlara göre bilgilenmek duru-  kitap içeren bir kütüphanem var. 20’li, 30’lu yaşlarda durmaksızın
            mundaydım. Bir kalıp olduğunu düşünüyorum. İlgi-bilgi-sevgi ve   okudum. Ondan sonra kitaptan kurtulmak, biriken bilgiyi aktar-
            vergi kendiliğinden gelir. İlgilendiğin konuda bilgileneceksin, bu   mak gerekiyordu. Ders vermeye başladım böylece. Seyahatlerle
            bilgiye tutkuyla bağlanıp sonra diğerlerine vermek üzere serbest   de süren öğrenme süreci daha yaşanmış şekilde aktarılıyor böy-
            bırakacaksın, vergini vereceksin. Biliyorsunuz, bizim zamanımız-  lece. Bazen tasavvuf, bazen Mesnevi, bazen mitoloji konularında
            da 20 tercih yazılır, puanınız hangisini tutuyorsa ona girerdiniz   dersler veriyorum çeşitli kültür merkezlerinde. Atölye Bilgi Adası,
            üniversitede. Ben üç tercih yaptım, en başta Mimar Sinan Üniver-  Atölye Maçka, L’atelier, Cadde Kültür Sanat, Atölye Etiler... Biraz
            sitesi Türkoloji vardı; ona girdim.                     ikinci bahar programları gibi... Mesnevi, sembolizm gibi adlarla
                                                                    seminerler veriyorum. Sınav stresi olmadan öğreniyor öğrenciler,
            Türkoloji bölümünde sizi etkileyen hocalarınız oldu mu?  akademik ortamları tercih etmemem bu yüzden.

            Evet, yönümü belirleyen, ufkumu açan hocalar oldu. Halkbilimci   Öyle akıcı anlatıyorsunuz ki, merak edip başka sorulara geçiyo-
            Aydın Oy ve şair Orhan Şaik Gökyay en önemlileri. Aydın Oy bir   rum. Unuttuk, Orhan Şaik Gökyay sizi nasıl etkiledi?
            gün bana, “Halikarnas Balıkçısı ile tanış” dedi. Balıkçının tüm ki-
            taplarını okudum, benim için adeta kutsal kitap haline geldiler.   Hocam daha ilk dersimizde bize “Mezun olmak ayrı şeydir, eği-
            İnsan rafa kaldıramıyor. 3-5 yılda bir tekrar tekrar okuyorum. Za-  timli olmak ayrı” demişti. Mezun olmak dört yılla sınırlıdır, bir titr ve
            man içinde Anadolu kültür tarihine olan merakıma tasavvuf da   bir diploma kazanırsınız. Ama eğitimli insan özgürdür. Hazreti
            eklendi. Yunus Emre ve Hazreti Mevlana, Hacı Bektaş Veli… Ana-
            dolu düşünce mimarlarını öğrenmeye, bilmeye, sevmeye başla-  “HOMEROS DA BİZİM, YUNUS EMRE
            dım. Bir insan kültürel anlamda ne kadar derinleşirse, manevi an-
            lamda  o  kadar  yükselir.  Yani  yükselebilmek,  derinleşmekle   DE, HERAKLİTOS DA, DEDE KORKUT
            mümkündür. Kültürel derinlik bizi özgürleştirebilmelidir. Homeros   DA. KİLİSE DE, CAMİ DE,SİNAGOG DA
            da bizim, Yunus Emre de, Heraklitos da, Dede Korkut da. Kilise
            de, cami de ,sinagog da bizim. Çünkü kültürel anlamda derinle-  BİZİM. ÇÜNKÜ KÜLTÜREL ANLAMDA
            şince bağ kurarsınız. Modern Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı   DERİNLEŞİNCE BAğ KURARSINIZ.”
            arasında, Osmanlı-Roma arasında, Roma ile Helenistik dönemler
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11