Page 16 - EQ 74.Sayısı
P. 16

KAR VE BEN


            Şiir Kar Olup Yağınca                                                     I
                                                                                      Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgâr.
                                                                                      Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?
                                                                                      Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?
             Kışa kara deriz, oysa kar bembeyazdır. Çok sayıda şairimiz de
             karın karanlık havaları aydınlatan bu ak renginden ıssızlığına,          Yağan beyaz bir sükût, bir mahşerdir sanki
             soğukluğuna dek barındırdığı çeşitli dramatik ve paradoksal              kar!
             unsurları şiirlerine konu etmekten geri kalmamıştır.
                                                                                      Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
                                                                                      Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
                                                                                      Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;

             KAR MûSİKîLERİ                                                             şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.

             Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.                               II
             Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.                               Semadan yere kadar bütün gördüklerinden
                                                                                      Usanç duyan gözlerim bir şeyde karar kıldı,
                                                     KAR
             Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,                                  Bembeyaz bir güvercin kanadına takıldı.
             Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,
                                                     Kardır yağan üstümüze geceden,   Ben ne gurup bilirim, ne gece bilirim ben,
   14 14     Bir erganun âhengi yayılmakta derinden...  Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,  Uçuyor gönlüm beyaz bir sükût sevincinde;
             Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden.  Ormanın uğultusuyla birlikte  Bir kadın gördüm ki ben beyaz güller içinde.
                                                     Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
             Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,  Kar yağıyor üstümüze, inceden.  Ruhuma bağışladı bu kadın servetini.
             Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.                                   Ne bir yara var artık, ne bir leke ruhumda;
                                                     Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,  O şimdi rüyasının denizinde bir ada.
             Birdenbire mes’ûdum işitmek hevesiyle   Unutulmuş güzel şarkılar için
             Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.  Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,  Bir sevgili sahibi olmak saadetini
                                                     Rüzgâr gibi ta eski Anadolu’dan  Kim bilir benim kadar… ben et kemik yığını
             Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,  Sesin nerde kaldı? kar içindesin!  Duydum beyaz bir nehrin içimde aktığını.
             Uykumda bütün bir gece Körfez’deyim artık!
                                                     Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!  C AHİT  S ITKI  TARANCI
             YAHYA  K EMAL  B EYATLI                 Uyandırmayın beni, uyanamam.
                                                     Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,  Şairin yaşamından bir anekdot
             Şairin yaşamından bir anekdot           Allah aşkına, gök, deniz aşkına  37 yaşında yazdığı en ünlü şiiri 35 Yaş’ta
             1927 yılında Varşova`da büyükelçi iken   Yağsın kar üstümüze buram buram...  yolun yarısında olduğunu söylüyordu.
             yazdığı bu şiir hakkında Yahya Kemal                                     Heyhat! Tarancı hayata henüz 46
             şunları yazmıştı: “Varşova`da elçilikte   Buğulandıkça yüzü her aynanın  yaşındayken veda edecektir…
             bulunduğum bir akşam odamda             Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
             çalışıyordum. Dışarıda kar yağıyordu.   Göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış
             Orada kar başladı mı günlerce aylarca   Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
             durmadan yağar. İnsanda bin yıl sürecek
             bir yağış tesiri bırakır. Bir kuytu manastırda   Büyük yalnızlığını dünyanın.
             koro halinde söylenen dualar gibi gamlı
             ve bir erganun ahengi insanda ne tesir   A HMET  M UHİP  D IRANAS
             yaratıyorsa orada yağan karın öyle hüzünlü
             ve devamlı bir sesi vardır... Kar musikisi işte
             bu atmosferin ürünü...”                 Şairin yaşamından bir anekdot
                                                     Hececi lirik şair Dıranas; 40 yıllık eşi,
                                                     büyük aşkı, “ışık kız” Münire Hanım’a
                                                     ölmeden önce Fahriye Abla’nın gündeme
                                                     gelmemesini vasiyet eder. Maazallah ya
                                                     filmini filan yaparlarsa?
   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21