Page 8 - EQ 73.Sayısı
P. 8

Yaşamöykünüzü, dolayısıyla yazarlık yaşamınızın nasıl geliştiğini   ğım, bu nedenle bende ayrı bir yeri olan bir kitaptır. 2010’da yayınlanan
         sizin sözlerinizden dinleyelim mi?                         İstanbul’da Aşktan İkmale Kalanlar’da da mizahı hissedersiniz. Çocuklu-
                                                                    ğumdan beri yazları gittiğim, yazarlığımı besleyen Saros kıyılarında ge-
         1980’lerde, darbenin ardından işsiz kaldım, sonra YAZKO’ya girdim. Ya-  çen, oradaki bir arkadaşımı odak almayı düşündüğüm ironik bir roman
         zarlar Kooperatifi… Son dönem kültür yaşamımızda büyük önemi vardır.   tasarısı da var. Geçmişte yazmış olduğum ironik metinlerim de var, ama
         Orada çalışırken nasıl bir ortamdaydık, düşünün; dergiler çıkıyor, Memet   onları yayınlamadım.
         Fuat, Selahattin Hilav, Adnan Özyalçıner, Sennur Sezer yanı başınızda…
         Attilâ İlhan gelip giderdi, Selim İleri de... Selim İleri gençti, ama bizi et-  Köşe yazarlığından da tanıyoruz sizi, TV programlarından da…
         kileyen bir yazardı. Daha birçokları... Edebiyat, yazı hayat gailesinden
         dönüşerek bir yaşam biçimi haline geldi. Dergiler yazı istiyordu, yetiştiri-  1994-2001’de Cumhuriyet gazetesinde Işıldak ve Yelpaze, 2004-2008
         yordum. Dört-beş yıl çok yoğun geçti. YAZKO Edebiyat’ın yazı kuruluna   arasında Referans’ta Kalemin Ucu başlığıyla köşeyazarlığı yaptım. Ara-
         aldılar, orada Memet Fuat, Ahmet Oktay, Asım Bezirci ile çalışmak büyük   da Dünya ve Özgür Gündem’de kısa süreli köşeyazarlığı. Şimdi K24’te
         avantajdı. Zeynep Avcı ile kitap bölümünü hazırlıyordum, sonra tama-  ayda bir kitaplar üzerine yazıyorum, Kalemin Ucu başlığıyla. Notos’ta,
         men bana kaldı o iş. Derken daha farklı sorumluluklar da yüklendim;   Varlık’ta yazıyorum ara sıra; ama giderek azalıyor dergi yazılarım. 1992-
         dolu dolu geçen bir dönem işte... 1984’ten sonra ayrıldım YAZKO’dan,   1993 yıllarında, TRT-2’deki 25. Kare adlı kültür-sanat programında da-
         arkadaşlarımla yayınevi kurdum, dergi çıkarmaya başladım: Günümüz-  nışmanlık ve kitap tanıtımları yaptım; ardından İstanbul Büyükşehir Be-
         de Kitaplar dergisi… Bu alanda ilk denemeyi Memet Fuat yapmıştı, Tarık   lediyesi’nin BRT’sinde iki program hazırlayıp sundum. 1989-1990’de iki
         Dursun K. iki deneme yapmıştı. Zaten biz derginin adını Tarık Dursun   dönem Türkiye Yazarlar Sendikası’nda genel sekreter, PEN’de de 1991-
         K.’dan aldık, biz dördüncü teşebbüstük. Ben yayın yönetmeniydim. Çok   92’de yönetim kurulu üyesi olarak görev aldım. 1997-98 sezonunda
         güzel bir dergi yaptık, tipo olanaklarıyla, 100’ün üzerinde kitap tanıtı-  sergilenen Serdar Yalçın’ın bestelediği Anlat, Şehrazat müzikalini Binbir
         yorduk. Mali zorluklar yaşanınca Bilge Kitap Kulübü’ne devredildi dergi.   Gece Masalları’ndan sahneye uyarladım -Mehmet Birkiye ile- ve şarkı
         Atilla Özkırımlı yayın yönetmeni oldu, daha çok edebiyat ağırlıklı olmaya   sözlerini yazdım. Şiir dinletilerinin metinlerini hazırladım; bazılarını sah-
         başladı. Sonra serbest çalışmaya başladım. Birkaç yıl sonra yine arkadaş-  ne düzenini de yaptım. Yazdığım Gümüşsuyu Papatyalar adlı tek kişilik
         larımla Kavram Yayınları’nı kurdum, Kavram dergisini çıkartmaya başla-  oyunu sahneye koydum 2004 yılında. Yıllar önce TRT’te oynayan bir dizi
         dık, orada da yayın yönetmeniydim. O da kısa sürdü. Sonra kendime de-  için senaryo da yazdım. Her şeye bulaştım anlayacağınız…
         dim ki, “sen bir daha yayın yönetmenliği yapma, bu işi beceremiyorsun”.
         Yazarlığımın kulvar değiştirmesi Bir Aşk Denemesi kitabımla oldu, 90’lı   Üniversitede de ders verdiniz…
         yılların başında. Hem tema açısından farklılaşma, yani İstanbul ve aşkı
         konu alma, hem kurmacanın, aslında düşsel demeliyim, denemeye da-  2000’lerde başladı bu süreç. Haliç Üniversitesi Konservatuarı Tiyatro Bölü-
    6
         hil olması… Lirik dediğim denemelere o zaman başladım; ki o zamanlar   mü’nde 2002-2004 yılları arasında kültür dersleri; 2006-2010 arasında İs-
         daha naif bir tanımla, “duyarlı” deneme derdim. Deneme ve roman ağır-  tanbul Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı,
         lık kazandı sonrasında. YAZKO’lu yıllarda büyüklerim beni hep eleştiri   Çağdaş Romanımız ile kültür dersleri verdim. Ayrıca çeşitli atölyelerde, lise
         kulvarında gördü. Belki de felsefe okuduğum için, kitap tanıtım yazıları   sonrası özel sanat okularında da anlatıp durdum.
         yazdığım için... Eleştiri değil oysa yazdıklarım; ben esas olarak deneme
         ve roman yazıyorum, bazı yazılarım eleştiri sayılabilir, ama çok az...   Çok sevilen şiir dinletilerinizden de söz edelim mi?

         İlk şiir kitabınız ve romanınız ne zaman çıktı?            1995-96’da başladı. İlk olarak AKM’de, İstanbul Devlet Opera ve Balesi
                                                                    için bir dinletinin metnini hazırladım. Esas olarak metinlerini düzenli-
         İlk romanım 1993’te çıktı, Son Yemek. İlk şiir kitabım ise 1995 tarihli Aşk   yorum yani şiirleri seçiyorum. Ancak bazılarının baştan sona, tamamı-
         Bir Kadının Bedeniyle Başlar.                              nı, okuma hariç düzenliyorum. Örneğin, Hakan Gerçek’in sahnede yer
                                                                    aldığı, Cemal Süreya’nın şiir ve mektuplarından yola çıkarak metnini
         Sizi tanıyanlar mizahi yönünüzü anlatırlar sıklıkla. Yazılarınızda   hazırladığım Üstü Kalsın gösterisinin sahne düzeni, kostüm, dekor, mü-
         bunu pek göremiyoruz?                                      zik sıralanışını (besteleri Cengiz Onural ile Bora Ebeoğlu yaptı) bana
                                                                    ait. Dinletiler tematik; sahne diyalektiğini de göz önüne alarak yapılan
         Evet, yakın dostlarım da bunu söyler. Aslında ilk romanım Son Yemek’te   çalışmalar bunlar, ışıkları da hesaba katarak, dekoru da… “Rol” değil ama
         ardından gelen ve onunla birlikte bir aşk üçlemesi olarak kurguladığım   mizansen var. Müzik de işin içine girer, şarkılar söylenir… Şiir, müzik, bir-
         Soldan Sağa (1995) ve Bir Aşk Bilmecesini Nasıl Çözersiniz (1999) ro-  biri ardına gelir. Sahne açılır, sanki bir oyun gibi, kesintisiz bir bütünlük
         manlarında vardır ironi, mizahi öğeler. Bir Yıldız Kaydı’da (2002) da var-  içinde devam eder, sahne biter. Oradaki kişiler tam dramatik persona
         dır. Kurgusal bir biçimde olsa da, Batum’a uzanarak kökenlerimi anlattı-  değilse de, biraz benzer. İş Sanat’taki dinletilerde müzik direktörlüğünü


                                                 “...Denemeye yöneldim,

                                                     sınırları zorlamaya
                                                    çalıştım. Edebiyatta
                                                herkesin yapmaya çalıştığı
                                                     şey aslında.Temel

                                                 konularım da aşk, hüzün,
                                                 İstanbul ve sonbahardır.
                                                        Hâlâ öyle…”
   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13