Page 9 - EQ 65.Sayısı
P. 9

oynuyordum, evlendim, o arada Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başla-
         dım. Herkes oradaydı, bugün medyanın en üst kademelerindekiler ora-
         da yolun başındaydı. Onlardan da söz edeceğim, önce kendi hikâyeme
         devam edeyim. Baktım, basketbolda eşsiz bir yetenek değilim, bıraktım.

         Gelişim Yayınları’nda her şeyi yapıyordum. Dış haberlerde çeviriler, Er-
         kekçe, Nokta’da yazılar… Sağlık yazıları bile yazıyordum. Türkiye’de der-
         giciliğin zirve yaptığı bir dönemden söz ediyorum. Kadınca, Erkekçe,
         Nokta… Yüz binlere varan satışlar söz konusuydu. Rahmetli Ercan Arık-
         lı klasik bir patron değildi, hepimiz ondan çok şey öğrendik. Demin
         söylediğim gibi, biraz da darbe sonrasında üniversiteden ayrılanlar sa-
         yesinde, öyle isimlerle çalıştık ki. Gülay Göktürk, Arda Uskan, Haşmet
         Babaoğlu, Alper Görmüş, Avni Özgürel, Kurthan Fişek, Mehmet Yılmaz,
         Duygu Asena, İpek Çalışlar, Ayşe Baştürk... Ayşe Arman stajyer olarak
         gelirdi. Çok değerli bir kadrodan, 12 Eylül öncesinde bizden daha   “Yine sporun insanı dönüştürücülüğüne geldik…” diyorum: Evet, spor
         politize bir kuşaktan çok şey öğrendim böylece. Her dakika işteydim,   yazarlığına bakışım değişti bundan sonra. Ve hayatımda başka bir yol-
         uyumaya ve üstümü değiştirmeye gidiyordum. İlk ustam, bana spor ya-  culuk başladı. Bu insan hikâyeleriyle, sporun öykücülüğüyle bir eğitim
         zılarını sevdiren, yöntem öğreten kişi Hıncal Uluç oldu. 1988 yılında   verilebileceğini düşünmeye başladım. Belki fazla ahlakçı bulabilirsiniz.
         Gelişim Spor dergisini çıkarmaya başladık. Olağanüstü bir yayındı. Kim-  Kendime yeni bir misyon belirledim böylece. Daha sonra öyle bir za-
         ler yoktu ki! Fatih Altaylı, Ergun Hiçyılmaz, Attila Gökçe… Stajyer olarak   man geldi ki eşimle ABD’ye yerleştim, iki yıl kadar yazılarımı oradan
         gelenlerse Emrah Kayalıoğlu, Altan Tanrıkulu... Daha öncesinde 70’li yıl-  da devam ettirdim, daha sonra, 2014-2015 döneminde BJK Basketbol
         larda Hayat Spor veya Foto Spor gibi dergiler vardı, ama bu başkaydı. O   Direktörü olarak döndüm.”
         dönemin çocuklarında çok derin iz bıraktığına inanıyorum.
                                                                    “Ya yazılarınız? Daha sonra devam edecek misiniz?” diye sözünü kesi-
         Sonra 1990 krizi geldi, Asil Nadir sorunlarla karşılaştı, küçüldü. Ardı ar-  yorum Yiğiter Uluğ’un: “Şimdi bir dergi çıkıyor. Öncelikle ondan bah-
         dına birçok dergi kapanmak zorunda kaldı. Çil yavrusu gibi dağıldık   setmek  istiyorum sporseverlere.  Sokrates…  Sporla  ilgilenen kişilerin
         dört bir yana. Ben spor dergilerinde yazıyordum, 30’uma yaklaşırken   aynı zamanda düşün hayatıyla, müzikle de ilgilendiğini fark eden ve
         İsmet Berkan aradı. Yeni Yüzyıl’ı çıkarıyorlardı, ki Türk basınının yüz akı-  çokdisiplinli bir dergi. İlk sayısı çıktı Mayıs ayında. Can Yayınları’ndan
         dır bu gazete, spor servisinin başına geçmemi istedi. Ben bir yazardım   çıktı, aynı zamanda bir kültür-sanat dergisi gibi. Yayın yönetmeni genç   7
         sadece, başta çekindiysem de, önemli bir fırsattı bu, cesaret edip kabul   kuşaktan Caner Eler. Düşünen spor dergisi. Benim düşündüğüm çizgiyi
         ettim. Usta gazeteciler oradaydı, Cumhuriyet kökenli. Okay Gönensin   çok iyi sürdürüyorlar. Banu Yelkovan, Bağış Erten, Mehmet Demirkol…
         yayın yönetmeni. Kerem Çalışkan, Gürsel Göncü ve İsmet Berkan yazı   Tanıl Bora’nın da yazısı var. O kadar çok okunacak şey var ki…”
         işleri müdürleri. İş çok zordu, üstesinden zevkle kalktım. Ama ortada
         bir gerçek var. Yüz binlerce tirajlı bir Sabah gazetesinin gölgesindeyiz.   “Ya siz, daha sonra çok beğenilen kitabınız Haticeye Mektuplar gibi bir
         Önce bizim baskıyı tamamlamamız gerek, çok erken… Gazetecilik bir   derleme ya da başka türden bütünsel bir kitap veya size çok yakıştır-
         yarış. Ne oyunlar yaptık biraz daha geç çıkabilmek için… 1996 Olimpi-  dığımız gibi bir TV programında ‘düşünen spor’ yorumculuğu yapmak
         yat Oyunları. Dünya halter tarihinin devi Naim Süleymanoğlu Yunan   konusunda ne düşünüyorsunuz?”
         rakibiyle. Salonun yarısı kırmızı-beyaz, yarısı mavi-beyaz. Süleymanoğ-
         lu’nun şampiyonluğu  ilan  edilmeden, karşılaşma  bitmeden  baskı  ka-  “Son derece yoğun bir işteyim, rekabet gerçeğiyle düşüncelerimin ör-  SÖYLEŞİ
         pandı. Benim öğrendiğim gazetecilikte ne yapıp edip bu haberi gazete-  tüşmediği anlar oluyor. Çok şey öğreniyorum. Bilmiyorum gelecek ne
         ye koymak gerek. Sonunda yalvar yakar teknik müdürü ikna ettik, sayfa   gösterir…”
         kopmuş gibi yaptı, araya girdi, balkonuna koca bir şemsiye hediye ettik!
         Gazetenin bir kısmında şampiyonluk haberi çıktı, diğerlerinde yoktu.

         Bu işler böyle giderken 1995 sonlarında Londra’da bir kitap çıktı karşı-                       “
         ma: Güney Afrikalı bir yazarın Football Against Enemy (Düşmana Karşı                1995 SONLARINDA
         Futbol) adlı. 1967 doğumlu yazarı Simon Kuper. Cebine 3000 pound
         alıp 20 ülkeyi dolaşmış, spor-siyaset ilişkilerini ele almış. Bu kitabın çok     LONDRA’DA BİR KİTAP
         etkisinde kaldım, hemen dönemin Sabah Yayınları’nın başındaki Ser-               çIKTI KARŞIMA: GÜNEY
         pil Demirtaş’a koştum. Ancak benim çevirmem koşuluyla olabileceğini,             AfRİKALI BİR YAZARIN
         fazla satmayacağını söyledi. Onca iş, güç… Yine de editörlüğünü yaptım,
         adının bire bir çevirisini beğenmedik. Yine yazarın önsözünden bir ad              fOOTBALL AGAİNST
         seçtik: Daha sonra bir slogan olacak Futbol Asla Sadece Futbol Değildir.       ENEMY (DÜŞMANA KARŞI
         O yıl Sabah yayınları haklı çıktı, zar zor bir baskı bitti, ki sonrasında art      fUTBOL) ADLI. 1967
         arda geldi baskılar. Kült bir kitap oldu. 2002’de Simon Kuper’le yazıştım.
         Hâlâ da yazışırız, iyi arkadaşız.                                               DOĞUMLU YAZARI SİMON
                                                                                           KUPER. cEBİNE 3000
         Simon’un yaptığından yola çıktığımızda çok iyi anlıyoruz sporun nasıl çok        POUND ALIP 20 ÜLKEYİ
         iyi bir eğitim olduğunu, nasıl hayata hazırladığını… Kendimi düşündüm,
         gerçekten de en çok derste değil teneffüslerde, hayatın içinde öğrenmi-       DOLAŞMIŞ, SPOR-SİYASET
         şim. Spor da öylesine hayat içinde bir eğitim aracı. Sempatiyi, yarışmayı,     İLİŞKİLERİNİ ELE ALMIŞ.
         yenilmeyi, farklı kültürlere girip çıkmayı öyle öğreniyorsun. 2002’de Radi-
         kal Futbol’u çıkardık. Arada birçok TV programında yorumculuk yaptım.”                            “
   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14